Şifreni mi unuttun ?
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen üye değilseniz burdan kayıt olun.
Google Grupları
Turk PDR grubuna abone ol
E-posta Adresiniz:
Mektup
Ekleyen: Turkpdr.com | Okunma: 258500 | 20.12.2010

            Sevgili ebeveynler ve Ebeveyn adayları (Kendim de dahil :),

            Seçenekler ve ihtimaller üzerine kurulu bir dünyada yaşıyoruz. Kendi yaşamımız ve çocuklarınızın yaşamları üzerinde verdiğiniz kararların çoğu ailelerinizin geleceğini oluşturacak. Bu mektup size gelecekten geliyor. Tamamen tavsiye niteliği taşıyor. Bu mektubu zorunlu kılan ise geleceğinizin pek de parlak olmayışı. Umarım tavsiyelere hak verirsiniz.

            Öncelikle; umarım aile kurma seçimleriniz doğrudur. Yani  doğru eşleri seçmişsinizdir. Aksi halde geleceği şekillendirme konusundaki çabalarınız sıkça örselenecektir. Lakin kendi içinize dönüp “doğru seçim yaptım mı acaba!” diye sorduğunuzda, kendinize cevap vermekte bile güçlük çekiyorsanız bir takım olası olumsuzlukların var olabileceğini bilmeniz gerekir. Bunu değerlendirip bu tür olumsuzlukları önceden bertaraf etme şansınız hala var.

Bir çocuğunuz var ise ve bu soruyu kendinize soruyorsanız, birçok şey için çok geç kalınmış olabilir. Kusura bakmayın ama … dost acı söyler ve gerçeklerle yüzleşmek gerekir. Ama yine de umut var olunması gerekir. En azından çocuğunuz için.

            Yok eğer henüz aile kurmadıysanız adımlarınızı dikkatli atın. Doğru kişileri seçmeye çalışın. (hem erkekler hem de bayanlar)

            Çocuğunuz doğduğunda, o en savunmasız anlarında, en çok ihtiyaç duyacakları kişiler olarak onların yanlarında olun ve çocuğunuzun bakımı konusunda sorumluluğu tek tarafa bırakmayın. Unutmayın ki tek tarafın bakımıyla büyümeye çalışan çocuğunuzun psikolojik geleceği hep yarım kalacaktır.

            Yoğun iş temponuza ve kariyer sevdanıza çocuğunuzu kurban etmeyin. Ailenizin sizlere, arkadaşlarınızdan daha çok ihtiyacı olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

            Gün gelip de eşleriniz ve yarım psikolojiyle büyüyen çocuğunuz “Sana en ihtiyacım olduğu zamanda neredeydin? Diye açıkça sorar  ya da tepkisini davranışlarıyla belli ederse “Ben nerde hata yaptım?” sorusunu kendinize hiç sormayın.

            Kısacası hem ailelerinizin hem de çocuklarınızın yaşamlarının ilk yıllarını hiçbir şey için ıskalamayın.

            Sizler de çocuk oldunuz; oyun oynadınız; altınıza kaçırdınız; oyun oynarken üstünüzü başınızı kirlettiniz; yeni ortamlara, yeni okullara, yeni arkadaşlara uyum sağlamak zorunda kaldınız. Peki öyleyse çocuklarınızdan, mükemmel çocuk, akıllı uslu çocuk, kısacası ‘süper çocuk’ olmasını beklemeniz niye…!

            Bütün bu beklentilerinizin ve hayal kırıklığı içine düşmenizin tek sebebi; çocuğunuzu tanımamanız, tanıyamamanız veya kestirmeden söylersek, tanıma çabası içinde dahi olmamanız. Sizleri yargılamak değil amacım. Sonuçta kendi ebeveynlerinizden yarım yamalak öğrendiklerinizi kendi ailenizde, kendi çocuğunuzda uygulamanız normal ama bu yanlışlar silsilesi, sizinle beraber kötü bir miras olarak çocuklarınıza mı kalsın!

            Soru: Kendinizi birazcık değiştirmek, birazcık geliştirmek için çok mu geç?

            Alın çocuğunuzu karşınıza, onunla oyun oynayın, ona kitaplar okuyun, hikâyeler anlatın. Çocuğunuz da size duygularını, hayallerini anlatsın, ki kesin anlatır. Ama “Yok efendim ben hikaye bilmem ki, anlatamam ki” diyorsanız elinizi vicdanınıza koyun. Bu dedikleriniz geçerli bir bahane, sığınılacak doğru liman değil sevgili ebeveynler. Birazcık rahatınızı bozun da bir iki hikaye kitabı karıştırıverin ya da aklınızdan uyduruverin. Çocuğunuz sizin zannettiğinizden çok azıyla tatmin olur zaten.

            Çocuğunuzu tanıyabilmek için onu konuşturmalı ve anlattıklarını dinlemelisiniz. Bu tavsiyeler, çocuğunuzu tanıyabilmeniz için yapabileceklerinizin sadece birkaçı. Gerisi size kalmış.

            Zamanın hızına yetişememiş olan tüm insanlık gibi siz de ne olup bittiğini anlamadan  çocuklarınız biraz daha büyüyecek. Zor dönemler baş gösterecek. Muhtemelen çocuğunuz size şiddetle baş kaldıracak veya kendisini, kendi sessizliğine gömecek.

            Tabi ki bu durum; anlaşılamamış, eksik psikolojiyle büyümeye mahkum edilmiş çocuklar için daha da zor olacak. Siz siz olun çocuğunuzun, hormonal değişimlerinden kaynaklanan bakışlarını, tavırlarını, huysuzluklarını, size inat olsun diye yaptığını düşünmeyin. Öncelikle onu anlamaya çalışın, en azından bir deneyin.

            Bağırıp çağırmakla, bastırmaya çalışmakla, çocuğunuzla inatlaşma yoluna gitmekle hiçbir yere varamayacağınızı bilin.

            Bu dönemde dahi çocuğunuzu yalnız bırakmayın. Çocuğunuzun olası etkinliklerine katılın. Onu destekleyin. Erkek çocuğu olan bir ebeveynin, çocuğunun halı saha maçını izlemeye gitmesinin bile ne denli önemli olduğundan hareketle söyleyebiliriz ki, böylesi bir dönemde aradaki buzları kırabilecek desteklerinizden çocuklarınızı mahrum bırakmayın.

            Sevgili ebeveynler, hepinizin hayatlarınızı yönlendiren ve sizce doğru olan tercihleriniz olabilir. Peki ama sizlerin tercihleri ile çocuğunuzun tercihlerinin aynı paralelde olup olmadığını ne kadar biliyorsunuz?

            Hepinizin hayalleri oldu. Peki, çocuğunuzun hayalleri ile kendi hayallerinizin ne kadarı örtüşüyor.

            Soru: Bunları bilmeden hareket edip, kendi hayallerinizin ve tercihlerinizin kumaşından biçtiğiniz kıyafetleri çocuğunuza giydirmeye çalışmanın sonucunu biliyor musunuz?

            Cevap: Kan görünce bayılan bir cerrah ortaya çıkarmakla aynı.

            Çocuklarınızın değer verdiği şeyleri sırf siz istemiyorsunuz diye değersiz görüp çöpe atmayın. Meslek seçimlerinde katı olmayın, mesleklerini siz seçmeyin, meslek seçebilmelerine yardımcı olun. Yeteneklerini ve ilgilerini göz ardı etmeyin. Ne siz mutsuz olun ne de onları mutsuz edin.

             Tercihlerden doğacak sorunların sorumlusu siz olmayın ki kendi kararlarının sorumluluğunu üstlenebilsin ve hep başkalarını suçlayan bir kişiliğe bürünmesin. Bu konuda sakın “Ben sana söylemiştim” diyerek gurur yapmayın, bu durumla tatmin duygusu yaşamayın ve asıl yapmanız gerekeni, yani çocuğunuzun bu sorunların üstesinden gelmesini sağlamaya çalışın.

            Bırakın mutsuz profesör olacağına, mutlu bir çöpçü olsun da faydalı olabilsin. Güzelce, hakkını vererek ve mutlu bir şekilde gerçekleştirilen her işin en önemli, en değerli iş olduğunu unutmayın.   

            Soru: Bütün bunları yapmak çok mu zor?

            Cevap: Sonuçta her çabanın itici gücü, çabada bulunmayı ‘istemek’ tir. Yeter ki isteyin ve bir deneyin.

            Lakin iş işten çoktan geçmiş olacak ve tekrar şu soru sorulacak. “Ben nerde yanlış yaptım?”

            Sevgili ebeveynler ve Ebeveyn adayları; mektubun sonuna geldik.

            Sıkılmadan mektubu okumayı tamamladıysanız, mektubu size gelecekten kimin gönderdiğini bilmeyi de hak ettiniz demektir.

 Sizleri; her türlü tercihlerinize rağmen gönülden seven ve hep sevecek olan çocuğunuzdan SEVGİ ve MUHABBETLE…



» Diğer Yazılarıma Bakmak İçin Buraya Tıklayın «


Yorum yapabilmek için üye girişi yapınız veya facebook hesabınız ile yorum yapın.



 1. Yeni Milli Eğitim Bakanı Hakkındaki düşünceleriniz

Eskisi gibi devam eder.
% 8

Yenilik ve vizyon katar
% 22

Cb söyler, Bakan yapar
% 5

Bekleyip Görelim
% 62

İlgilendirmiyor
% 5

Toplam Tekil Hit: 1971973
Toplam Çoğul Hit: 14129636
Kimler Online ?
37 Ziyaretçi, 1 Üye
Abigail411
En son üyemiz Abigail411, Hoşgeldiniz.

Copyright © Turkpdr.com | 2010 | Bu sitede yer alan içerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz ve yayınlanamaz