Şifreni mi unuttun ?
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen üye değilseniz burdan kayıt olun.
Google Grupları
Turk PDR grubuna abone ol
E-posta Adresiniz:
Mimari Tasarımda Renk Psikolojisi
Ekleyen: Yasemin Şengör | Okunma: 281833 | 26.11.2010

            Naziler, toplama kamplarında esirleri alçak tavanlı ve her yanı sarıya boyalı hücrelerde tutmuştur. Hücre duvarlarında  ‘zihni bulandıran’ bir etki yaratan ‘sarı’ rengin kullanılmasıyla  esirin   psikolojik olarak çöküntüye uğratılması amaçlanmıştır. Nitekim döneme dair yazılanlarda bu hücrelerdeki esirlerin ‘delirme noktasına’ geldikleri belirtilmektedir.

 

            Yahudi Toplama kamplarındaki hücreler, mekanlarda  renk kullanımının önemine ve insan psikolojisi üzerindeki etkilerine dair önemli örneklerden birisini sunar. Benzer olarak birçok mimari yapıda renk,  mekanın bölümlerini belirginleştirerek kişinin davranışlarını kontrol altına almak gibi  amaçlarla kullanılmaktadır.

 

            İnsanlık tarihinin ilk yapılarında binaya  ‘renk’ vermek sorun olmamıştır. Çünkü insanın ilk barınakları, rengini doğadan -çalı-çırpıdan, kerpiçten, topraktan, yörenin taşından, kumundan- almıştır. Fakat ilginçtir ki insanın rengi keşfiyle birlikte, yapılarda doğanın hakim rengine zıt renkler  kullanılmaya başlanmıştır.  Örneğin İsveç, Norveç gibi yeşilin hakim olduğu yörelerde kırmızı gibi yeşile zıt renkler konutlara, çiftlik evlerine  hakim olmuştur. Bu zıtlığın yaygınlık kazanması, kırmızı tuğlalarıyla daha görkemli ve dayanıklı izlenimi yaratan malikaneleri taklit etmek amacıyla başlamıştır. İsveç ve Norveç insanının bu taklidinin ardında yatan gerçek, bir evin kırmızı olması gerektiği inancıdır.

 

            İsveç ve Norveç’ de kırmızı renkli malikanelerin daha görkemli ve dayanıklı olarak görülmesi ve insanın bundan etkilenerek kırmızı rengi konutlarına taşıması düşünürücüdür. Bu durum, rengin mimaride kullanılmaya başlanmasının kökenlerinin psikolojik olduğunu göstermektedir.

 

            Renk, her zaman görkemi ya da dayanıklılığı vurgulamak gibi estetik kaygıyla   kullanılmamıştır. Rengin tarih sahnesinde sınıf ayrımlarının belirginleştirilmesinde de kullanıldığı görülmektedir. Bunun en açık örneklerine Pekin Kenti’ nde rastlanır. Pekin’ de saraylar ve tapınaklar parlak renkli iken halkın oturduğu konutlar mat renklidir. Üstelik, Pekin halkı için konutlarında  parlak renkler kullanmak yasaktır.

 

            Renkler, kimi zaman toplumsal değerleri mekana yansıtan birer araç da olabilmektedir.  Bunun en güzel örneklerinden birisi, S. Mark Kilisesi’ dir. S.Mark Kilisesi’ nin mozaik döşemesi, renkli taşlardan yapılan bir halıdır. Kilisenin Kuzey Cepesindeki renklerdirme, adeta cephenin renkli kilimlerle süslenmiş olduğu izlenimini  verir. Bu, halkın pencerelerinden pahalı ve rengarenk kilimler sarkıttıkları Venedik Festivali’ ni kalıcı kılmaya yönelik bir çabadır.

 

            Mimarlık tarihi, rengin yapıya anlam katmak için kullanıldığı örneklerle doludur. Çin Tapınakları’ nda çatıyı taşıyan direklerin vernikle kaplanmasının amacı, yapıya ‘törensel’ bir hava vermektir. Yalnızca rahiplerin girebildiği iç mekanları son derece sade olan  eski Yunan Tapınakları’ nın dış cehelerinde  renk kullanımı, yapıyı halk için ‘değerli’ kılmak amacı taşır.

 

            Cephelerde renk, Geç Viktorya Dönemi’ ne kadar “çekici” izlenimi vermek için kullanılmıştır. 1980-1989 yılarında Danimarka Kıyı Kasabası’ nda makina tuğlası ile yapılan çirkin yapıların boya ile şık, çekici hale getirilmeye çalışıldığı görülmektedir. Bundan daha da önce,  19. yüzyılın ilk yarısından Londra’ daki binalar, duvarlarından teneke oluklarına kadar beyaza boyanmıştır. Ancak rengin, kusurları da kapatarak binayı çekici kılma çabası, bir süre sonra ciddi eleştirilere yol açmıştır. Kimi kesimlerde, teneke olukların beyaz renge boyanması gibi,  kusur kapatmak ve etkileyicilik için renge başvurmak “aldatıcı” bir davranış olarak yorumlanmıştır.

 

            Geç Viktorya Dönemi mimarları, “aldatıcı” buldukları renkten uzaklaşmıştır. Çünkü onların mimari tasarımlarına ahlaki değer yargıları karışmıştır. Bu dönemin mimarları, malzemeleri çıplak, olduğu gibi, yalın bir başka ifade ile de dürüst kullanmaya çalışmıştır.

 

            Viktorya Çağı mimarlarının daha dürüst bir eylem olduğuna inandıkları için  malzemeleri çıplak kullanmalarında da insan psikolojisinin mimariye etkisi göze çarpmaktadır. Aynı zamanda bina cephelerinin renklerle çekici hale getirilmesinde ya da  çıplak malzeme ile yapıya ‘dürüst’ izlenimi verilmek istenmesinde de insanın yapı yoluyla psikolojik olarak etki altına alınabileceğini bilen bir mimari zihniyetin etkisi  görülmektedir. Burada renk, kimi yapılarda çok güçlü olabilecek kadar önemli bir araçtır.

 

Renkler, Psikoloji ve Mekanlara Yansıması

 

            Kırmızı: Hareketin, canlılığın ve fiziksel gücün timsali olarak görülen kırmızı, hareketin yoğun olduğu yerlerde tercih edilir. Mutfak, çocuk odası, discotekler kırmızı rengin kullanımına ugun mekanlardır. Kırmızının koyu tonları sıkıcı ve iç karartıcı bir etki uyandırır. Bu nedenle duvarlarda kullanılması tercih edilmemektedir.

            Turuncu: Sıcak, dışa dönük ve heyecan verici bir renktir. Mutfakta, çocuk odasında, koridorda, yemek odasında tercih edilir. Neşe ve mutluluk duygusu hisettirilmesi istenen mekanlarda ve geniş alanlarda kullanılmalıdır. Bürolarda ve çalışma mekanlarında kullanmı tercih edilmemektedir.

            Sarı: Neşeli ve sevecendir. Umut aşılar. Alçakgönülllüğü, bilgeliği simgeler. Çalışma odalarında zihni bulandırıp karışıklığa yol açar. Bu nedenle bu mekanlarda tercih edilmemektedir. Dinlenme amaçlı ortamlarda önerilmemektedir. Mutfak için uygun bir renktir.

            Yeşil: Uyumun, cömertliğin, paylaşımın rengidir. Yatıştırır ve huzur verir. Güven duygusu aşılar. Açık tonları mutfakta tercih edilmektadir. Daha koyu tonlar ise, döşemeler ve fayanslar için uygundur. Hastene odalarında kullanımı, yatıştrıcı etkiye yol açmaktadır.

            Turkuaz: Açık fikirliliği, yardımseverliliği ve gururu simgeler. Kullanıldığı mekanları daha geniş gösterir. Banyolarda, yatak odaları ve çalışma odalarında tercih edilmektedir.

            Mavi: Ruhsal dünyayı ve tutkuyu ifade eder. Sakinliğin, güen ve sadakatin timsalidir. Umut ve inanç aşılar. Sakinleştirme, dinlenme amaçlı makanlarda rahatlıkla kullanılabilir. Yatak odaları ile metitasyon ya da rehabilitasyon mekanlarında açık tonları uygundur. Hareketin ve çalışmanın olduğu mekanarda tercih edilmemektedir.

            Macenta: İdealizmin simgesidir. Saygıyı ifade eder. Yumuşak, sıcak ve koruyucu hissi verir. Sakinleştirir, saldırganlığı yok eder. Açık tonları banyo ve yatak odalarında kullanılabilir. Mutfak ve çalışma odaları için tercih edilmemektedir.

            Mor: Asaleti, kendine güven ve itibarı simgeler. Terapi ve meditasyon odaları için uygun bir rentir. Açık tonları hastanelerin bekleme odalarında tercih edilir. Mekanda mor, parlak göz alıcı renklerle kullanılmamalıdır. Özellikle de alkoliklerin, nevrotiklerin bulunduğu mekanlarda mor renk parlak renklerle bir arada kullanılmamalıdır.

Yasemin Şengör
Mimar, Psikolojik Danışman


» Diğer Yazılarıma Bakmak İçin Buraya Tıklayın «


Yorum yapabilmek için üye girişi yapınız veya facebook hesabınız ile yorum yapın.



 1. Rehber Öğretmenlerin En Büyük Problemi Nedir?

Yönetmelik
% 22

Maaş
% 14

İdarecilerin Tutumu
% 15

Velilerin ve Öğrencilerin Tutumu
% 38

Diğerleri...
% 10

Toplam Tekil Hit: 2406875
Toplam Çoğul Hit: 16670346
Kimler Online ?
21 Ziyaretçi, 0 Üye
En son üyemiz pd.gulaytoprak, Hoşgeldiniz.

Copyright © Turkpdr.com | 2010 | Bu sitede yer alan içerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz ve yayınlanamaz