Turk PDR (Serdal GÜR)
http://turkpdr.com/makale/ozel-egtim/otizm-81.htm

Otizm (16.09.2010)

19. yüzyıldan beri uzmanların dikkatini çeken otizm ilk kez Leo Kanner tarafından 1943 yılında tıp literatürüne sokulmuştur.

19. yüzyıldan beri uzmanların dikkatini çeken otizm ilk kez Leo Kanner tarafından 1943 yılında tıp literatürüne sokulmuştur.

Günümüzde otizm tanısını koymak için üç yeti alanında eksikliğin olması gerekliliği vurgulanmaktadır.
Bunlar;
-İletişim ve sosyal gelişim alanlarında bozukluğun olması
-Yineleyici, sınırlı ilgi ve davranışlar
-Bu alanlardaki anormalliklerin 30. aydan önce ortaya çıkmış olması

Amerika Psikiyatri Birliği 1994 yılında tanı kriterlerini belirleyerek, otizmi Yaygın İletişim Bozuklukları adı altında tanımlamaya başladı. Çünkü otizm tanısı güvenle konmakla birlikte sınırları çok geniştir; sosyal ve iletişim alanlarında yaşam boyu süren güçlükleri tanımlar.
Otizmin Klinik Özellikleri
Başlangıç yaşı olarak prenatal dönemde başlayan ve çocukta görülen bozuklukların en ciddisi olarak değerlendirilir. Fakat tanının konulabilmesi için çocuğun 30-36 aylık olması gerekir. Literatürde daha erken tanı konulamama nedeni olarak ; 1.Basamak Sağlık Hizmeti verenlerin bu konuda yeterli bilgiye sahip olmadıkları bildirilmektedir. Pek çok anne-baba36. aydan önce çocuklarında anormallikler ve gecikmeler tanımlayabilmektedirler.
Araştırmalarda videoya çekilen bebekler izlendiğinde yeni doğan, 6.ay ve 1 yaş otistik bebeklerin davranışlarında tanı koymaya yardımcı belirgin özellikler olduğu belirlenmiştir.

Yeni doğan Özellikleri

*Diğer bebeklerden farklı bir izlenim yaratırlar
*Anneye gereksinimi yok gibidir
*Nadiren ağlar veya sızlanırlar
*Genellikle uslu bebek olarak tanımlanırlar
*Kucaklanmaya kayıtsızdırlar ve uygun pozisyon almazlar
*kasları gevşektir
*Bakanlar tarafından nedeni anlaşılamayan ve rahatlatılamayan bir huzursuzlukları vardır

İlk 6. Ay

*Normal bebekler gibi bir şey istemezler
*Anneye ilgisizdirler
*Gülümseme ve agulama yoktur
*Oyuncaklara karşı ilgisizdirler

1. Yaş

*Diğer normal çocuklar gibi oyunlara katılmazlar
*Sevgi göstermez ve gösterilen sevgiyi anlamaz gibidirler
*Sözel ve sözel olmayan iletişim becerilerinden yoksun izlenimi verirler
*Katı gıda alımında sorunları olur
*Yaşıtlarının ilgi duyduğu ses ve görüntüye ilgisizdirler, görmüyor, duymuyor izlenimi verirler
*Başkalarının dikkatini çekmeyen çeşitli uyaranlara karşı ilgili olabilirler

Sosyal İletişim Özellikleri

*Sosyal ilişkilerde yaşadıkları güçlükler ve sapmalar temel özelliklerdir.
*Anne-baba ile ilişki kuramama
*Diğer kişilerle ilişki kuramama
*Genelde uslu bebek olarak tanımlanırlar
*Kucaklanmaktan hoşlanmazlar, kucaklanma için uygun pozisyon almazlar
*Öpülmeye, sevilmeye kayıtsızdırlar, bazen aşırı tepki göstererek bu durumu protesto ederler
*Göz iletişimi kurmazlar
*Okul öncesi dönemde yaşıtları ile ilişki kuramazlar
*Genelde yalnız yapılan uğraşlardan hoşlanırlar
*Cansız nesneleri insanlara yeğlerler
*Canları acıdığında veya üzüldüklerinde bunu paylaşmazlar

İletişim Alanındaki Özellikleri

*Konuşma dili gecikir veya hiç gelişmez
*Başkaları tarafından başlatılan konuşmaya tepki vermez, anlamıyor, duymuyor izlenimi verir
*Karşılıklı konuşmayı başlatma ve sürdürme yoktur, gereksinimi dışında iletişim aracı olarak dili kullanmaz
*Ekolali şeklinde konuşur
*Şahıs zamirlerini karıştırır, ben yerine sen veya kendinden 3. tekil şahıs olarak söz eder
*Sözcükleri kendine özgü kullanır
*Normal bir konuşma akıcılığı yoktur, tonlama yerine mekanik ve tek düze bir ses tonu ile konuşur

Yineleyici Davranış ve İlgi Özellikleri

*Nesneleri amaçları dışında kullanır
*Nesnelerin duyumsal özellikleri ile aşırı ilgilidirler (Nesneleri yalama, koklama gibi)
*kendilerinin veya çevrelerinin günlük işlevlerinde ve çevresel koşullarda yapılan değişikliklere büyük tepki verirler. (Aynılığın korunması temel ilkeleridir.)
*Dili kullanmada aynı sözcük veya sözcük kullanımı için ısrar edebilirler
*Standart soru ve yanıtlar ile konuşmak isterler
*Stereotipik ve yineleyici davranışlara sık rastlanır(Parmak ucunda yürüme-balerin yürüyüşü, dönme, el çırpma gibi)
*Ses ilişkileri normal çocuklardan farklıdır. Adı söylendiğinde veya gürültü olduğunda dönüp bakmayan çocuklar en ufak bir hışırtıyı dikkatle dinler)
*Acıya, soğuğa, sıcağa duyarsızdırlar
Hiperaktivite, uyuma ve yeme sorunlarına çok sık rastlanır

Yapılan araştırmalar erkeklerde otizmin kızlara oranla 3-4 kat fazla olduğunu ortaya koymuştur.
Yine araştırmalar otistik çocukların %70-90 oranında büyük bir bölümünün zeka geriliği olduğunu, ancak %10 gibi küçük bir bölümünün normal zekaya sahip olduğunu vurgulamaktadır.
Otizmin nedeni tam olarak bilinmemekle beraber biyolojik etkenlerin varlığını önemini ortaya çıkarmıştır. Konjenital rubella, sifiliz, toksoplazmasis, doğum sonrası merkezi sinir sistemi enfeksiyonları, bazı metabolik bozukluklar gibi.
Nörokimyasal nedenler üzerine yapılan araştırmalar sonunda otistiklerin 1/3 ünde kan seratonin düzeylerini yüksek olduğu açıklanmıştır.
EEG araştırmaları ise EEG anomalileri ve yüksek oranda epilepsi olduğunu göstermiştir. EEG bozukluklarının sol hemisferde daha fazla olduğu belirlenmiştir. Zeka geriliği olan otistiklerde ise epilepsi daha sıklıkla görülmektedir.

Kaynak:
Uzm.Psk.Gülden Umurtak



Turk PDR (Serdal GÜR)
http://turkpdr.com/makale/ozel-egtim/otizm-81.htm