Şifreni mi unuttun ?
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen üye değilseniz burdan kayıt olun.
Google Grupları
Turk PDR grubuna abone ol
E-posta Adresiniz:
Özürlülerin Geleceği ve Özel Eğitim
Ekleyen: Abdulkerim IŞIK | Okunma: 277212 | 11.11.2010
Ülkemizde bir çok konuda yaşanan sıkıntılara rağmen hafızaların alabildiği kadarıyla en büyük gelişme ve ilerleme özürlülere yönelik yapılanlarda ve hizmetlerde yaşanmıştır. Özellikle 2005 yılından bu yana peş peşe yapılanlara göz atacak olursak bunu apaçık göreceğiz. Sanırım siyasi bakış açısından etkilenmeyen ender alanlardan biri olarak kalabilen alandır. Her ne kadar bazı özürlü dernek ve vakıfları gibi STK ‘lar zaman zaman konuyu siyasi bakışa büründürmeye çalışsa da bu konu bu tür girişimlere izin vermemiş; izin vermeyecek kadar da insani yönü ağırlıklı pozisyonunu korumuştur.

Eskiden bu yana özürlülerin doğal ihtiyaçlarının toplumdaki normal insanların yaşayışlarındaki kendi kuralları arasında kaybolmaması için her zaman kalın çizgilerle kaygı cümleleri hem mevzuatta ve hem de günlük hayatta hep unutulmayanlar arasında yer almıştır.

Eğitim ihtiyaçları göz önünde bulundurularak okullar açılmış hatta okulların açılamadığı yerlerde tek bir sınıf dahi olsa açılması için özel düzenlemeler yapılmıştır. Normal eğitimde zorunlu olmamasına rağmen özürlüler için okulöncesi eğitim zorunlu hale getirilmiştir. Okullara ulaşımı için özel taşıt tahsisi sağlanmış ve ailenin eğitime ve eğitim ortamlarına en küçük katkısı bile beklenmeden tüm ihtiyaçlar sosyal devlet prensibinden hareketle karşılanmış , ayrıca okulda bulundukları süreye denk gelen yemek öğünleri de resmi hizmet olarak karşılanmıştır. Sağlık ihtiyaçları için herhangi bir sosyal güvence gerekmeden doğrudan sosyal güvenlik şemsiyesine dahil edilmiştir.

Özürlülerle ilgili kullanılan kavramlardaki karmaşaya da ayrıca uzun uzun değinmek gerekiyor. Ama şunu belirtmek lazım ki her geçen gün en uygun kavramların kullanılması hassasiyeti ve gerçekliği daha çok ağır basmaktadır. Bu ise doğru bir biçimde özürlü kavramı olarak kodlanmıştır.

Bu güne kadar özürlülerin kişisel çabalarıyla elde ettikleri sınırlı kazanımlar dışında evrensel düzeyde çok önemli haklar sunulmuştur. Yerel ve ulusal düzeyde bir çok hizmetten ucuz, bedava ve öncelikli olarak yararlanmak, işsizliğe karşı geçimini temin edecek düzeyde maaş bağlanması, eğitim ve bakım için gerekli kurumsal – maddi tedbirlerin alınması ,… gibi bir çok husus artık özürlülere rehberlik yapmayı gerektirmeyecek kadar açık ve ortada uygulamalardır. Normal bir insanın sahip olduğu ya da olacağı her konu , araç kullanımından aklımıza gelemeyecek bir çok husus fazlasıyla özürlüler için düşünülmüştür.Hele 2005 yılında düzenlenen 01.07.2005 tarihli 5378 sayılı Özürlüler Yasası artık ülkemizin dünya üzerinde var olan mevcut uygulamaların en gelişmişine sahip olması anlamına gelmişti.

Artık yaşadığımız topraklarda ve bu toprağın insanını yöneten mekanizmada özürlülere yönelik apaçık bir pozitif ayrımcılığı yaşıyoruz.

Tam da işte bu noktada durup düşünmek ve şapkamızı önümüze koymak zorunluluğunu vicdani olarak hissediyoruz. Toplumun çok büyük diğer kesimine yaklaşık %90’ına sunulamayan bir çok imkan ve hakların , %10’luk özürlü kitlesine sunulmuş olmasını ne kadar doğru algılıyoruz. Bu sadece özürlülerin eksikliklerine verilmiş bir tamamlama mı ? Yoksa vicdani bir rahatlama yolu yada sus payı mı ? Belki de toplumsal bütünlüğü sağlamada normallerin uğradıkları kayıpları telafi mi?.... Ya da ….. İşte bu konuda öncelikle özürlülerin, devamında özürlü ailelerinin ve sonrasında özürlülerle ilişkili resmi-özel-tüzel kurum ve kişilerin daha derinden düşünmesi gereken bir husus….. Hemde sonuna kadar açılmış kapıların kilitlerini tekrar akıllara getirmemesi gereken bir husus….

Normallere ne mi düşüyor o zaman. Sadece verilen bu imkan ve hakları kıskanmamaları ve bütün bunların doğru-yerinde kullanıldığına dair inançlarını korumaları, anlayış ve görev olarak beklenen tek husustur.

Tabi bu inanç ve duyguları sağlam tutmanın en büyük yanı ise özellikle özürlüye sahip ailelerin tavır ve tutumlarıdır. Toplum olarak özürlüye sahip olmanın sıkıntılarını hafifletme amaçlı tüm çabaların ve sunulanların amacı dışında ; anlayışsızca ve vahşice istismar edilmesi ve özürlüyü de toplumun başına daha ağır bir yük olarak bırakması ve bunu utanmadan sürdürmesi , çoğu zamanda da bu suçu ve ahlaksızlığı tek başına yapamayacağı için art niyetli hortumculara da haram iş kapılarını açık tutmalarını sağlaması ne acıdır.

İnsanlığın kurtuluş reçetesinin eğitimden geçtiği düşünüldüğünde , bilinçlenmenin-eğitilmenin ve bunun sürdürülmesinin ne kadar hayati bir konu olduğu ortadadır.

Zor dönemeçlerden ve ortamlardan geçen ülkenin temel kaynaklarının daha farklı bir çok konuda kullanılabilirliği söz konusu iken Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisine göre davranmadan önce o yüce sahabenin bir savaş meydanında ölüm anındaki ihtiyacı olan suyu kendine gelmişken , su diye inleyen diğer kardeşine ikram ederek ölümü pahasına onu paylaşmayı!.. ne paylaşması, diğerine …….. etmesinin erdemliliğine uzak bir toplum olmadığımızı unutmamak bugünün ihtiyacı ve temel insani erdemidir.


» Diğer Yazılarıma Bakmak İçin Buraya Tıklayın «


Yorum yapabilmek için üye girişi yapınız veya facebook hesabınız ile yorum yapın.



 1. Rehber Öğretmenlerin En Büyük Problemi Nedir?

Yönetmelik
% 22

Maaş
% 14

İdarecilerin Tutumu
% 15

Velilerin ve Öğrencilerin Tutumu
% 38

Diğerleri...
% 11

Toplam Tekil Hit: 2400932
Toplam Çoğul Hit: 16612060
Kimler Online ?
53 Ziyaretçi, 0 Üye
En son üyemiz pd.gulaytoprak, Hoşgeldiniz.

Copyright © Turkpdr.com | 2010 | Bu sitede yer alan içerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz ve yayınlanamaz